Milliyet Kobi Röportaj

“Minimum maliyetle maksimum fayda tasarım ile sağlanabilir” Kurumsal yapılara çözümler sunmayı firmalarının ana hedefi olarak belirleyen Hakan Dağ ile tasarım sektörü hakkında konuştuk. Verilen teşviklerden çok, kobilerin farklı alanlarda da desteklenmesi gerektiğini savunan Dağ, tasarım sektöründe en önemli kazançlarının zaman olduğunu vurguluyor.

Şirketinizin kurulma sürecinden bahseder misiniz?

HE-ART DESIGN STUDIO 2007 yılının Mart ayında kuruldu. HE-ART, günümüz iş ve sosyal hayatının ihtiyacı olan “ifade” sorunlarına ve küçük ve orta ölçekli firmaların en büyük sıkıntılarından biri olan “kurumsal yapılarına” çözümler sunabilmeyi kendisine ana hedef olarak belirledi.

Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Henüz ülkemizde, tasarımın neleri çözmeye gücünün yettiğinin farkına varılmaması yaşadığımız en büyük zorluklardan biridir. “Minimum maliyetle maksimum faydanın” tasarım ile sağlanabileceği gerçeği, genelde kamuda, özellikle de kobilerimiz tarafından henüz yeterince bilince çıkartılamamıştır.

Kuruluş aşamasında yardım alabileceğiniz kişi ya da kurum var mıydı? Bu dönemde nasıl yardımlar almak isterdiniz?

Vardı. Ancak zor yoldan bir yerlere ulaşmak, derinlemesine çalışmamızı törpüledi. Bu dönem içerisinde almak istediğim en büyük yardım: Yaşadığımız ve ağırlıklı olarak iş yaptığımız Ankara’ya kazandırdığımız sektörel etkinlikler için mali destek almaktı.

İşinizi sürdürürken en çok hangi alanlarda sıkıntı yaşıyorsunuz?

Bu işin bir süreç işi olduğu ve çalışma yürüttüğümüz kurumların da en az bizim onlara verdiğimiz önem kadar kendilerine önem vermeleri noktasında bazı sıkıntılarımız var.

Sizce Türkiye’de kobilere yeterince önem veriliyor mu?

Soruyu ben şöyle soruyorum. Kobiler kendilerini tanıyabiliyorlar mı? Bu işin bir yanı. Diğer yanı ise devletin kobilere yaklaşımı. Kobi kavramı ne yazık ki bir “kredi“ çeşidi olarak algılanmakta. Bu anlayış hem kobilerin kendilerini tanımalarının önünde bir set hem de kobilere önem verme adına yola çıkan kurumların bu önemi “kredi” gibi çözümlere hapsetmesine yol açmakta. Ama zaten kobi çok yeni bir kavram. Zamanla birçok şey daha yerli yerine oturmuş olacak.

Teşvikleri yeterli buluyor musunuz?

Teşviklerden yaralanmadım. Çok doğru bir cevap veremeyebilirim. Ancak teşvik konusunda özellikle gelişmekte olan bölgelere ilişkin mali teşviklerin dışında da kobilerin desteklenmesini önemli görüyorum. Firma olarak bu anlamda, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi birçok gelişmeye açık bölgelerde özellikle “marka” çözümlerini bir model yapılanması içerisinde sunmaktayız.

Sektörünüzle ilgili olumlu gelişmeleri ve sıkıntıları anlatır mısınız?

Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde, birçok sektörde olduğu gibi, sektörümüzde de en büyük kazancımız zaman oldu. Aralıklarla bile olsa 90’lı yılların başından bu yana sektör içerisinde bulunan biri olarak hayallerimin çok ötesi bir teknolojik süreç gerçekleşmiş bulunmakta. Bugün gelmiş olduğumuz noktada zaman ve mekândan bağımsız iş yapabiliyor olma lüksünü yaşamaktayız. Sıkıntılar anlatmakla bitmez diyebilirim. Ancak daha az görsel kirlenme en büyük dileğim. Böylesi bir olanağı bizlere sunduğu için, Milliyet Kobi’ye teşekkür ederim.

Eklemek istedikleriniz…

Ülkemizde, tasarım etkinlikleri konusunda Ankara’yı da bir ağırlık merkezi haline getirmek istemekteyim. Bu bağlamda iki yıldır gerçekleştirdiğim, Ankara Tasarım Günleri Etkinlikleri, akademisyenleri, reklâm sektörü çalışanlarını, kobileri, öğrencileri bir araya getirmekte. ATG etkinlikleri “tasarımı” üst başlık olarak kurgulamış ve farklı disiplinleri bir araya getirmeyi başardı. ATG’2008, “yeni tasarım yaklaşımlarını”nın tartışıldığı, bunun örneklerini sunulduğu bir zemin oluşturarak, bir platform işlevi görmeye başladı. Sektörümüze yaptığımız bir katkı olarak gittikçe genişleyen bir yapıda çalışmalarımız devam ediyor.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑